Demir Çorap İsa Mesih’e nasıl iman etti

Merhaba

Yıllar önce Hristiyanlığın değiştirildiğini uyduruk bir din olduğunu düşünüyordum.

Peki şimdi ne değişti?

Artık farklı bir pencereden bakıyorum.

 Nasıl mı oldu? 

Tevrat Zebur ve İncil’i yani Kutsal Kitap’ı okudukça resmin tamamını görmeye başladım. Eskiden sadece resmin küçük bir parçasına bakıyormuşum. Tanrı’nın sevgisinin büyüklüğünü fark edememişim.

Tanrı’nın işlerinin ya da isteğini, tasarısını görmek için sadece bu 3 kitabı okumak yeterli mi peki! Kalp gözümüzü de açmamız gerekiyor. Bunu nasıl yapabiliriz sorusunun cevabı ise önyargıları bir kenara koyup Allah’a dua etmemiz ve kendimizi onun ellerine teslim etmemizdir. Tanrı’nın çağrısına cevap vermemiz gerekiyor. Hayatımızda birçok kez Tanrı bizi çağırıyor ama biz bunu ya fark etmiyoruz ya da çağrıyı kabul etmiyoruz.

Şimdi kardeşim sana bu çağrıya nasıl cevap verdiğimi ve bu büyük resmi nasıl gördüğümü anlatmak istiyorum.

Türkiye’deki birçok çocuk gibi Müslüman bir ailede doğdum dedem beni her zaman aşağı yukarı bir saat önce camiye götürürdü. Ara ara Akrabalarımız ve komşularımız bize gelir Kuran okunurdu. Eminim benzer hikayelerin vardır. Neyse Kuranı Kerim hakkında Allah hakkında öğrenmeyi çok istiyordum.  Okulda din dersinde başarılıydım. Küçük yaşlardan beri namaz kılıyor ve her yıl zor bile olsa oruç tutuyordum. Bildiğim kadarıyla bütün ibadetlerimi yerine getiriyordum. İlerdeki eşimin türbanlı ya da çarşaflı bir Müslüman olmasını istiyordum. Büyüdükçe daha çok okumaya Müslümanların yaşantısına, hacı hocaların hayatlarına bakmaya başladım. Gördüklerim ve Kuranı Kerim’de ve diğer kitaplarda okuduklarım kafamı karıştırmaya başlamıştı. İncil Tevrat ve Zebur değiştirilmiş deniyordu. Müslümanlığın ve Kuranı Kerim’inde değişmiş olabileceğini ve insanların kendi çıkarları için kullandığını düşünmeye başlamıştım.  Allah inancımı hiç kaybetmedim ama din ve kitap inancımı kaybetmiştim. Birden arkadaş çevrem değişmeye başladı. Ev partilerine ve barlara gitmeye, çok alkol tüketmeye başlamıştım. Hayata bakış açım tamamen değişmişti. Arkadaşlarımın çoğu uyuşturucu kullanıyordu bazen onlarla esrar içiyordum. Resmen mutasyon geçirmiştim. Farklı bir kişi olmuştum. Barlar, Striptiz barlar, kavga, zina, kötü arkadaşlar, şiddet, başkalarını küçük düşürme, zorbalık, yalan, aileye karşı gelme gibi birçok günahı, bir yaşam biçimi gibi devam ettiriyordum.

Yıllarca barda çalıştım.  Barda çalışırken bir gün yanlış hatırlamıyorsam evden çıkarken kapının üzerine yapıştırılmış bir not kâğıdı buldum. Sanırım bütün dairelere ve sokağa bu kâğıdı dağıtmışlardı. Kâğıtta” Bakara Suresi 7. Ayet Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözlerinin üzerine de perde (çekmiştir). Ve büyük azap onlar içindir”.”  Mâide Suresi- 51 . 7. Ayet
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.” Yılbaşını kutlamayın onlarla arkadaşlık etmeyin bu kafirlerin bayramıdır yazıyordu. (Yılbaşı ve Noel arasındaki farkı maalesef yıllar önce benim de olduğum gibi çoğu kişi yanlış biliyor. Yılbaşı Hristiyanların bayramı değildir sadece yeni yılı kutlamak için bir gündür. Hristiyanlar için farklı bir tarihte İsa’nın doğuş bayramı alkolsüz ilahilerle sevinçle kutlanır) Benim Allah anlayışıma göre Allah herkesi seven ve bağışlayandır neden Hristiyan ve Yahudilerle arkadaş olmayacağım onlarda aynı yaratıcıya farklı kitap aracılıyla inanıyorlar ve onlarda iyi insanlar olabilir diye düşündüm.

Kâğıtta yazanın tam tersini yaptım ve bir kilise aramaya başladım. İşime yakın bir tane buldum. Kiliseye gittiğimde onlara bu kâğıdı anlattım. Kimsiniz neye inanıyorsunuz öğrenmek istiyorum ama baştan söylüyorum inanmayacağım dedim. Büyük lokma ye büyük konuşma demişler. Bende büyük konuşmuşum. İzinli günümde ya da işe başlamadan önce bulduğum o Protestan kiliseye gidiyor ve oradaki kişilere sorular soruyordum. Hiç unutmuyorum genelde hafta içi gittiğim için birkaç kişi oluyordu ama bir gün kiliseye gittiğimde kalabalıktı.

Sonradan anladım ki o gün başkaları için dua ediyorlarmış. Bana dua isteğimi sordular, şaşırdım. Genel şeyler hakkında dua istedim. Birkaç kişi omuzlarıma dokunarak sesli dua etmişti. Ürperdim tüylerim diken diken olmuştu. Ama bir şekilde sevmiştim. Bir süre sonra Kutsal Kitap (TEVRAT, ZEBUR, İNCİL) çalışmasına katıldım. Meğerse Hristiyanlar bunu sık sık yapıyormuş. Bir araya gelip Kutsal Kitaptan ayetler okuyorlar ve Tanrı’nın onlardan ne istediğini ve bunu nasıl hayatlarında uygulayabileceklerini konuşuyorlarmış. Kutsal Kitap’tan ayetler okudukça sevmeye başlıyor ve daha çok sorular soruyordum. Şimdi neden bu kadar çok soru sorduğumu ilk okuduğumda anlamadığımı daha iyi alıyorum. Çünkü kültürel bakış açısı ve çocukluğumuzdan beri bizlere öğretilen doğru bildiğimiz yanlışlar bize birer at gözlüğü gibi dar bir bakış açışı veriyor. İncil’de bol bol sevgiden iyi şeylerden bahsediyordu. Bunları kabul etmek çok kolaydı. Ama yine büyük söz söylemiştim. Kutsal Kitap çalışmasında ne olursa Hristiyan olmayacağımı sadece öğrenmek istediğimi, cahil kalmak istemediğimi söylemiştim. Yine yanılmıştım.

Arka arkaya 3 gece 3 rüya gördüm

  1. Rüyam: Rüyamda her yerde yatalak yaşlı hastalar vardı. Onlar için üzülmüştüm. İsa Mesih’in adıyla onları iyileştirmeye çalışmıştım ama başarılı olamamıştım.  Sabah uyandığımda İsa Mesih’in adıyla ilk kez dua ettiğimi fark etmiştim ve çok garip hissetmiştim. Bir Türk pastörle ve bir arkadaşımla rüyam hakkında konuştum. Dua etmemi İncil’de böyle hikayeler olduğunu söylediler. Onları dinledim ve uyumadan önce dua ettim.
  2. Rüyam: Rüyamda karanlık bir evde içlerine cinlerin girdiği çocukları arıyordum. Onlar kaybolmuştu ve yardım etmek istiyordum. Sonunda onları buldum. İsa Mesih’in adıyla cinleri kovdum. Sabah uyandığımda çocuklara yardım ettiğim için iyi hissediyordum. Fakat bu kadar Hristiyanlarla zaman geçirdiğim ve İncil okuduğum için bilinç altımın bana bu rüyaları gösterdiğini düşündüm. Arkadaşımı arayıp rüyamı anlattım ve pastörle de konuştum tekrar Kutsal Kitap çalışmasına katılmak istemediğimi söyledim. Arkadaşım rüyalarımın ne anlama geldiğini söyleyemeyeceğini ama İncil’de böyle hikayeler olduğunu söyleyip birkaç ayet gösterdi. Benden Tanrı’ya dua etmemi onunla konuşmamı, sorularımı ona sormamı söyledi. Bu nasıl olabilirdi ki Tanrı benimle nasıl konuşabilir ben sadece sıradan biriyim ama yine de arkadaşımı dinledim uyumadan önce Tanrı’ya ‘’Kutsal Kitap doğrumu oradaki şeylere inanmalı mıyım, İsa gerçek mi ‘’ diye sordum.
  3. Rüyam: Benim dedem ve anneannem Alzheimer ve yatalaktı. Ailecek onlarla ilgileniyorduk ama herkes çalıştığı için gündüz onlarla ilgilenemiyorduk. Maalesef tüm masrafları karşılamak için çok paramız yoktu. Bu yüzden Özbekistan’dan çalışma ve oturma izini olmayan bir bakıcı tutmuştuk. Bu kadın çok iyi ve güler yüzlü bir kadındı. Aldığı bütün parayı annesine çocuklarına bakması için yolluyordu. Bir gün birinin şikâyeti üzerine polis gelip kadını aldı ve ülkesine gönderdi. Çok üzülmüştüm. Rüyamda bu kadın İstanbul’daydı. Etrafta bir sürü çocuk vardı ve oda bir çocuğa bakıyordu. Yanına gidip ‘’abla nasıl buraya geldin polis seni sınır dışı etmemiş miydi’ dedim. Eskiden bir adamın annesine bakıyormuş annesi ölünce bizimle çalışmaya başlamıştı. O da bana bizden önceki patronunun bebeğine bakması için çalışma izni çıkarttığını söyledi.

Uyandığımda çok mutluydum. Çok iyi bir kadındı ve çocukları için tek başına çırpınıyordu. Artık yasal ve iyi bir işi vardı. Aklıma hiç İsa gelmedi.  Ama uyandıktan yaklaşık bir saat sonra annem aradı oğlum bizimle çalışan kadını hatırlıyor musun onun pasaport fotokopisi lazım dedi. Ne için lazım diye sorduğumda annem ‘’eski patronunun bebeği olacakmış, eşi hamileymiş bebeğe baktırmak için ona çalışma izni çıkartacakmış’’ dedi. Anneme onu sonra arayacağımı söyleyip telefonu kapattım.  Aptallaşmıştım birkaç dakika kendime gelemedim. Tanrı benimle rüyalar aracılıyla konuşmuştu. İsa’nın ve Kutsal Kitabın gerçekliği soruma rüyamı gerçekleştirerek cevap vermişti. İnanmam için bir şeyler görmem lazımdı. At gözlüklerini attım. İşte o an iman ettim ve kendimi Tanrı’nın ellerine bıraktım. Yavaş yavaş değişmeye başlamıştım. Günahtan kaçmaya çalışan farklı bir adama dönüşüyordum. Artık barda çalışamazdım beni günaha çekecek çok şey vardı. İşimden ayrıldım. İşsiz kaldım ailemle kız arkadaşımla aram bozuldu. Ama yine de Tanrı’ya güvendim. Güvenmemim sonunda Tanrı bana güç verdi ve yardım etti. Hayatımda birçok mucizeler yaptı. Artık Tanrı’nın beni ne kadar sevdiğini biliyorum ve sonsuz yaşama kavuştum. Bütün hayatımda olmadığım kadar huzurluyum. Eğer bugün covid-19’dan ya da herhangi bir sebepten ölürsem fark etmez sevinçle karşılayacağım. Çünkü beni çok seven ışık ve yaşam kaynağı Tanrı’mın yanına gideceğim. Kutsal Kitabın doğruluğuna %100 inanıyorum.

DEMİR.

Secured By miniOrange